”Bu coğrafyada kadın olmak, anne olmak... Birilerinin bacısı, birilerinin anası, birilerinin malı olmak... Başkalarının koyduğu kanunları, töreleri hiç soru sormadan, hüküm saymak... Kendi çocuğunun sevgisinin üstüne, ölüm örtüsü örtebilecek kadar, kendi kadınlığına yabancılaşmak... Oynamak çok zordu bu sefer. Senaryoyu ilk okuduğum zaman, İsmail Güneş’in filmiyle sorduğu soruya gönlüm düşmüştü. Ancak içim el vermiyordu bu haksızlığı, ruhumun sularından geçirmeye. Zordu bir annenin canından can verdiğinin, katline rıza gösterip baş eğmesini hatta bu katli içinden haklı buluşunu yaşamak.”
"İsyan ede ede oynadım"
Bozoğlu filmin hikayesini ilk okuduğu andan çekimlerin tamamlanması aşamasına kadar töreye isyan ettiğini söyleyerek, “Burası benim canımdan çok sevdiğim toprağım. Ancak yaşadığımız, yaşatılan bu kör bıçak hadiselere dayanmıyor yüreğim. O yüzden içim dışıma çıktı ağlamaktan, ruhum acıdı oynarken. Değişmez gözüken yazgıya töreye kafam, ruhum, bedenim isyan ede ede oynamaya çalıştım. Ülkemizin bir yerlerinde rahatça gezerken birileri, arka sokaklardaki hayatlarda neler olduğunu ve oradaki hepimizin sorumluluğunu, belki birileri gerçekten düşünür ve değiştirmek için bir araya geliriz diye. Belki başkalarının hayatı ve mutluluğu, bizim de yarın için umudumuz olur diye“ şeklinde konuştu.